GeçtiÄŸimiz ay kitap-lık dergisinde tarihsel roman üstüne bir dosya yayınlandı;  Fatih AltuÄŸ, Ahmet Sait Akçay ve Mehmet Fatih Uslu gibi birkaç yakın arkadaşımın yanısıra ben de dosyaya İhsan Oktay Anar romanları üstüne bir yazıyla katkıda bulunmaya çalıştım. Dosyanın en çarpıcı yazılarından birine, Fatih AltuÄŸ’un makalesine buradan eriÅŸebilirsiniz. Dergi henüz yayım çevrimini tamamlamadığı için kendi yazımı vermeyeceÄŸim.

Ayrıca derginin yeni sayısında, Fatih AltuÄŸ, M. Fatih Uslu, Ahmet Sait ve  Veysel Öztürk ile eleÅŸtiri üstüne söyleÅŸtik; konularında oldukça uzmanlaÅŸmış bu dörtlü yanında bana daha çok sessiz kalmak düşüyordu, ben de öyle yaptım.  DiÄŸer arkadaÅŸlar gibi üniversite kökenli olmadığım için bana “sivil eleÅŸtirmen” ifadesi yakıştırıldı; bir itirazım yok elbette- ancak kendimi aslında pek de eleÅŸtirmen olarak tanımlamam. “Alaylı” diye anılmaktansa biraz moda bir yakıştırma bile olsa “sivil”i tercih ederim… Kimsenin gönül indirmediÄŸi genç ya da acemice kitapları okuyup üstlerine bir iki cümle yazmak alışkanlığı eleÅŸtiri açısından hiç deÄŸilse bir boÅŸluÄŸu doldurmaya aday olmamı saÄŸladı… Haksızlık da etmemek gerekiyor; son dönemde Hece dosyalarında yazdığım hiçbir yazı, vasat yazarlar üstüne deÄŸildi. Kendi adıma kuramsallıktan kaçınmaya çalışam da düşünce bir yerde kurama dokunuyor.

← Önceki Sayfa