Åžiir Postası‘nda Suzan Sarı dikkat çekmiÅŸ: Radikal’in bir haberine göre Andy Warhol’un kimi yapıtlarının sahte olabileceÄŸi iddiası ortaya atılmış. Suzan Sarı aÅŸağıdaki yorumu getiriyor;

orijinal çorba kutusu, sahte çorba
kutusu diye ayırmak önlerine sunulanları. yapılan iş biricikliğe vs
eleştiriyken (ideal olan bu en azından) nasıl olur da hala bu
eserlerin biricik olma ihtimalinin peÅŸinde insanlar…

Suzan’ın yorumunu son derece önemli buluyorum. Avant-Garde dediÄŸimiz ÅŸey, belli bir dönemin egemen sanat-kültür anlayışına baÅŸkaldırıdır; bu yüzden, Avant-Garde tek atımlık bir kurÅŸundur. Birisi sizden önce pisuvar koyup sergiler, numarasını çeker. Siz tutup benzer bir eyleme kalkışırsanız artık Avant-Garde olmaktan çıkar, bayağılaşır; uyasallaÅŸmış, yoz bir yapıta dönüşür.

Andy Warhol’ın sanatıysa, Suzan’ın belirttiÄŸi gibi sanat yapıtının biricikliÄŸinin tükendiÄŸi noktada baÅŸlıyor; tutup konserve kutusunu önünüze yapıt olarak koyuveriyor. Gerçi zaman içinde bokunu çıkardığını düşünenler de olmuÅŸtur; sonuçta ünle gelen kolaylığa direnmek zordur. Warhol’ın yapıtlarını sahtelerinden ayırma giriÅŸimi aslında sadece koleksiyonerleri ve bu iÅŸten para kazananları ilgilendiren bir ÅŸeydir… Warhol’ın verdiÄŸi kaydadeÄŸer tek bir mesaj varsa o da, burjuva sanatında yapıtın aslında sıradan bir nesnenin çevresine halelenmiÅŸ kültürden oluÅŸtuÄŸunu ortaya koymasıdır. Bunu söylemek için bir yaÅŸam boyu atıklarla uÄŸraÅŸmaya deÄŸer miydi? Elbette evet… Çünkü sanıldığının tersine çoÄŸu nitelikli sanatçı yaÅŸamı boyunca belli, tek ama kesin bir çaÄŸrıyı iletmeye çabalar. Tolstoy da Warhol’dan farksızdı. Modern destanlarını yazarken belki ne aradığını baÅŸta pek bilmiyordu ama zaman içinde yaÅŸam denile ÅŸeyin yapıntı olduÄŸunu sezmeye baÅŸladı.  Ama o baÅŸka bir konu…

← Önceki SayfaSonraki Sayfa →