Oca
26
Az gelişmiş ülkelerde işlerin başında çoğunlukla yeteneksiz kimseler bulunur.
Yazılar başlığı altında
Az gelişmiş ülkelerin yoksul halkları da yetenekli insanlar çıkarır. Ancak az gelişmiş ülkeler yeteneği ayıracak, geliştirecek, yetkilendirecek örgütsel aygıtlardan yoksun olduğu ya da bu aygıtları doğru kullanamadığı için insan varlığını boşa harcar.
Az gelişmiş ülkelerde başka koşullarda topluma yüksek yarar sağlayabilecek insanların şanslıları çok gelişmiş ülkelere kaçar; şanssızları ya da ülkesinin gerçek bir ülke olduğuna inanacak kadar aptalları ülkede kalır. Çoğu çırpınarak telef olur.
Az gelişmiş ülkelerde yetenekli insanlar topluma zarar verir. Her şeyden önce kendi yeteneklerini doğru değerlendirecek insanlarla karşılaşmaları küçük bir olasılıktır. İstisna olanlar bile, dişiyle tırnağıyla elde ettiklerini kayrılan bir ailenin beyinsiz çocuklarına terketmek zorundadır.
Bir az gelişmiş ülkede bakanlık, başkanlık, büyükelçilik gibi işlerin babadan oğula gizlice devredilmesi oldukça sık görülür. Az gelişmiş ülkelere çok az sayıda zengin aile  hükmeder. Görünüşte pek çoğu demokrasi olan bu az gelişmiş ülkelerin toprağı birkaç aile arasında mülk edinilmiştir. Az gelişmiş ülkelerde adi bir monarşi işler. Halk ayaklansa bile kimin kellesini götüreceğini bilemez.
Az gelişmiş ülkelerde yetenekli insanlar kendileri için bazı çıkar yollar bulabilmiştir. Zengin ailelere yapışabilenler kendini biraz sıyırır. Ama zengin ailelerin ellerinde tuttukları güç sayesinde yetenekli insanların pek azına ihtiyacı vardır. Az gelişmiş ülkelerde genelde genç nüfus yüksek olduğundan yetenekli insan sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Zengin ailelere ya da kıyak devlet atamalarına kapaklanamayanların büyük bir çoğunluğu sessizce kenara çekilir. Potansiyelinin pek azını kullandığı bir işe, orta düzeyde bir geçime razı olur.
Az gelişmiş ülkelerde insanları başarısızlıkla barışmaya ikna edici maneviyat ideolojileri çok yaygındır.
Az gelişmiş ülkelerde yetenekli insanların hepsi yazgısına boyun eğmez. Kimileri dişini göstermeye kalkar; böylelerin çoğunu ilk adımda harcarlar- ancak her zaman içlerinden birazı zengin ailelerin gözünü korkutacak şiddetli bir iktidarın sahibi olur. O durumda zengin ailelerden biri olabileceği umuduyla işbirliğine kalkışır.
Az gelişmiş ülkelerde yetenekli insanların birazı halkı uyarmak, kendine getirmek, silkindirmek gibi boş bir hayale kapılır. Ancak halk için az gelişmiş ülkelerde daha tatlı eğlenceler hazırlanmıştır; dahası kimse rezil, batak bir yaşamı kölelik içinde sürdürdüğünü duymayı sevmez. Az gelişmiş ülkelerde herkes insan gibi yaşadığını sanır. Yetenekli insanların bu bölümü en kararsız olanlarıdır; şanslı olanları yine kollanacağı bir barınak bulur. Kalanlara deli, ahmak ya da hain gözüyle bakılır.
Az gelişmiş ülkelerde yetenekli insanların çoğu gizlice ya da açıkça halktan nefret eder. Halkın içinde kendi gibilerin pek az olduğunu düşünür; oysa aslında, sürekli uyanık kalmak zorunda olan az gelişmiş ülke insanı, yaralı bir hayvan gibi tetiktedir. Her şeyi daha hızlı anlar; ama hiçbir şey yapamaz- o tam bir kilitlenme halindedir. Satrançta pat denilen pozisyona düşmüştür. Önceliği soluk almaktır.
Az gelişmiş ülkelerde yeteneksiz insanların kayrılması oldukça sık yaşanan bir durumdur. Müzisyenler çoğunlukla zengin ailelerin uzak akrabalarından çıkar. Kimsenin duymadığı kendine sanatçı diyen birtakım insanlar çok büyük bir kazanç elde eder. Kurumların başında işinin ehli olmayan kalıpsız adamlar vardır. Yetenekli genç insanlar böylelerini görünce aslında kendi işinin çok kolay olduğunu düşünerek yanılır. Az gelişmiş ülkelerde sporda bile yetenekli insanların öne çıkmasının güç olduğu görülür.
Az gelişmiş ülkelerde kolay kazanılan, pek emek gerektirmeyen mesleklere sıkça rastlanır. Örneğin az gelişmiş ülkelerde ihtiyaç fazlası spor yazarı ya da ekonomistler bolcadır. Arasıra bu mesleklerin hepsini bir arada yürütebileceğini iddia eden yeteneksiz insanlar çıkabilir. Bütün Dünya’da olduğu gibi az gelişmiş ülkelerde de çoğul yeteneksizlik bir meziyet gibi kabul edilir. Az gelişmiş ülkelerde her işe burnunu sokmak yüzsüzlüğüyle sıkça karşılaşılır. Bir radyocu, giderek roman yazarı, arasıra manken, yeri geldiğinde dansöz olabilir; gözden düştüğünde cinsiyet değiştirmeye kalkabilir. Az gelişmiş ülkelerde böyle meslekler arasında hiçbir ayrım yoktur.
Az gelişmiş ülkelerde yetenekli insanlar gelişmiş ülkelerde kendi değerlerinin bilineceği yanılgısına düşerler. Oysa gelişmiş ülkeler bu insanlara ucuz emek gözüyle bakar. Az gelişmiş ülkelerden göçen yabancıların en az iki-üç kuşak sebat etmesi gerekir.
Az gelişmiş ülkelerin yetenekli insanları kötü bir eğitim aldıkları için yeteneklerini yitirirler, ya da bozarlar. Yeteneklerini kullanmanın bir yolunu bulanlar çoğunlukla kızgınlık içindedir. Halka saldıracak kadar gözleri dönebilir. Az gelişmiş ülkelerde yetenekli insanlar çok kolay şımarır. Yeteneklerini geliştirmezler; hiçbir emek harcamadan bile yaşadıkları toplum için fazlasıyla yeterli olduklarını düşünürler. Oysa ortadan kaybolsalar gerçekte kimse onları aramayacaktır.
Az gelişmiş ülkelerde yüzeysellik yaygındır. Yetenekli insanların çoğu istese de yüzeysel kalmayı beceremdiğinden kendilerini herkesten daha zeki sanma eğiliminde olurlar. Oysa, kurnazlıklar içinde avlanacak kadar saftırlar. Hem yetenekli hem kurnaz olabilenler çelişik ama parlak bir yaşam sürer.
Az gelişmiş ülkelerde en ucuz kaynak insandır. Az gelişmiş ülkeler, kendilerini yürüten birkaç ailenin çiftliğidir; yeri geldiğinde insanlar da kolayca pazarlanır. Kimi az gelişmiş ülkelerde insanların zihinsel yetenekleri pazara çıkarılmıştır; kimileri fuhuş ya da ağır işçilik için kullanılır.
Yetenekli insanların çok azı başkaldırır; ancak doğruları söylemenin yeterli olacağı gibi bir kanıya saplanırlar. Herkesi yetenekli kılmak gibi sonuçsuz bir çabaya girişirler. Bütün devrimleri aslında orta-zekanın başardığını bilmezler. Zeki insanlar yetenekli insanları alay konusu etmeyi sever. Zeka yeteneğe düşmandır. Yetenek inançlı bir saflığı gerektirir. Zekaysa azgelişmiş ülkelerde kurnazlığa hizmet edebildiği ölçüde bir yarar sağlar.
Yorumlar
Yorum yazın